Başkanımız Yıldız ALBAYRAK SARGIN, KEDİ Otizm Derneği Başkanı Serap Dikmen Ahmetoğlu’nun moderatörlüğünde “Tam Zamanlı Kaynaştırma Eğitimi uygulamalarının öteki yüzü” nü anlattı. Tam Zamanlı Kaynaştırma Eğitimi nin uygulamasının garantisi olan, izleme-denetleme ve tanılama safhalarında görevini kötüye kullanan kamu görevlilerinin devletin verdiği gücünü kötüye kullanarak yaptığı iş ve işlemlerin sistemi tıkadığını, TZK öğrencilerinin Eğitim hakkını ya hiç kullanamadığını ya da manipulasyon ve aleyhte işlem üretme ile eğitim basamaklarındaki haklarını kullanmadan haksız raporlama ile kısıtlılık derecesinin artırıldığına ve uygulama ile denetlemenin aynı kurum tarafından yapılmasının zararlarını anlattı.
Tam Zamanlı kaynaştırma Eğitimi öğrencilerinin Eğitim hakkını kullanmasını engelleyen en önemli sorunun MEM deki liyakatsiz ve samimiyetsiz eğitim müfettişleri ile Rapor verdikten sonra bu raporun takibi, okulun müşavirlik ve rehberlik ihtiyacı ile ilgili görevlerini yapmayan Rehberlik araştırma merkezleri (RAM) olduğunu, RAM da rapor raporlama yapıldıktan sonra, okul talebiyle yapılan 2. Yeniden İncelemenin bundan sonra çocuk üzerinde değil, okulda çocuğa ve diğer çocuklara Tam Zamanlı Kaynaştırma Eğitimi veren kamu personelinin yetenek ve yeterliklerinin ölçülmesi ile sağlanması gerektiğini, okulun görevlerini yapmaması nedeniyle sürekli akranlarından geri kalan TZK öğrencisinin durumunun reel bir gerçekliği yansıtmadığını, görevini yapmayan kamu görevlisinin ihmalinin faturasının TZK öğrencisinin artırılmış kısıtlama ile ödemesinin MEB ce durdurulması gerektiğinin altını çizdi. 3 grup milli eğitim personeli olduğunu, bilgi eksikliği ve korku nedeniyle görevini ihmal edenlerin, rehberlik, müşavirlik ve hizmet içi eğitim çalışmaları ile hem Tam zamanlı kaynaştırma öğrencileri hem de normal öğrencileri huzurlu bir eğitim öğretim ortamında buluşturabildiğini, ama okul cephesinde sorunun TZK ‘nın yüklediği iş ve işlemlerden kaçan tembel, haksız maaş alan ve kötü niyetli kamu görevlisinin, kamu görevliliğinden doğan gücünü kendine “devlet” süsü vererek öğrenci aleyhine provakasyon, komplo ve manipulasyonları harekete geçirmesi ile yaşandığını anlattı. Bu durumda yapılan şikayet ve teftişlerde bu kişilerin kendi yanlış uygulamalarını “devlet” gibi göstermesi, sahte evraklar veya durumlar oluşturarak teftişleri aleyhte sonuçlandırmaları, Cumhuriyet savcısı incelemelerinin ise MEB cephesindeki organların kenetlenerek “suçluyu koruma” yı devleti koruma sanma refleksi nedeniyle, Savcılığa soruşturma izni vermemek ile kapandığını, kapatıldığını anlattı. Bu durumu somutlaştıran en son örnek olarak, AB’nden Dezavantajlı Grupların Adalete Erişiminin Güçlendirilmesi ” projesi kapsamında finansmanla derneklere avukat ve hukuk desteği veren ESHİD (Eşit Haklar İzleme Derneği) nin alt hibecisi olarak avukat desteği kullandıkları bir stratejik davada, davaya konu olan kamu görevlilerinin görevlerini ve devlet gücünü kötüye kullandığı olayları paylaştı. ESHİD ‘İn avukat hukuk desteği ile sürdürülen bu stratejik davada Milli Eğitim Müdürlüklerine teftiş görevi verildiğinde okulu ve sözümona “devleti” korurmuş gibi davranarak devletin bütün katmanlarının kirletildiğini, orantısız bir şiddet ve manipülasyona devlet gücünü kullanan bu kamu görevlilerinin sahte evrak üretmekten dahi çekinmediklerini, kısıtlılık halini artırmak, okuldan okula nakletmek kozlarını kaybettiğinde örgün eğitimden çıkarmak dahil Tam Zamanlı kaynaştırma öğrencisi olduğu halde, evraklarda sahtecilik yapmak suretiyle mağduriyetler yaşattığını, devletin bu kişileri sistemden ayıklaması için mücadele ettiklerini anlattı
#KaynatmakDeğilKaynaştırmak
Toplantı videosunu izlemek için tıklayınız.




